hayatım bu aralar şehrin kasvetinin içinde günlük koşuşturmalar da zaman öldüren insanların hayatıyla paralel ilerliyor ve durum oldukça can sıkıcı. Bir yandan hafif bir yağmurun çiselediği toprak kokusunun ciğerlerime sarıldığı, hafif rüzgarın vücudumu okşadığı, yağmur sesinin eşliğinde tek bir teknolojik aletin olmadığı gecenin karanlığında ay ışığıyla aydınlanan bir yerde hayal ediyorum kendimi. Bunun hayali bile bu kasvette yeterli oluyor. Şunu farkettim durmuyoruz. Sürekli bir telaş içerisindeyiz ne kadar tuhaf değil mi! oysa yaşanacak öyle güzel anlar biriktirecek öyle güzel anılarımız olabilirdi ki. Ama ben şu anda yurdun etüt odasında gece yarısına kadar bir şeyler için kendime eziyet ediyorum. Evet doğru okudunuz eziyet ediyorum! ama eziyetimden şikayetçi değilim çünkü bu benim tercihim. Sadece toprak kokusunu özlüyorum...
dinlemek isterseniz...
https://www.youtube.com/watch?v=rRQrqNNodv4
20 Mart 2017 Pazartesi
17 Mart 2017 Cuma
Kitap Tavsiyesi "FELSEFENİN KISA TARİHİ/ NIGEL WARBURTON"
Kitabın Adı: Felsefenin Kısa Tarihi
Kitabın Yazarı: Nıgel Warburton
Yayın Evi: Alfa Yayınları
Sayfa Sayısı: 355
Felsefenin kısa tarihi canım hocamın önerisi üzerine alıp okuduğum bir kitaptır. Akıcı ve samimi üslubuyla iki günde okutturmuştur kendisini. Felsefe kendisiyle tanıştığımdan beri aramızın limoni olduğu bir sosyal bilim dalıdır benim için. Aslında genel gözlemlememe baktığım zaman çoğu insana da sıkıcı gelmiştir felsefe. Üniversite sınavına hazırlanırken dershane hocamızın 'evet arkadaşlar sizce bu kalem var mı?' dediği anda devrelerimi yakan ders olmuştur felsefe.Felsefenin bir yaşam olgusu olduğunu anlamam biraz zaman almış olsa da artık kendisiyle anlaşıyorum diyebilirim. Kitabımıza gelecek olursak felsefenin ana temalarını ele alan kitap Sokrates ile başlayıp Epıkuros, Machıavelli, David Hume, Rousseau gibi filozoflarla devam edip Peter Sıngerle son bulmuştur. yazarı Warburton ağır olan felsefeyi güzel kalemiyle günlük yaşantımıza uyarlamış akıcı bir kitap sunmuştur bizlere. Anladığım kadarıyla yazarın amacı felsefe hakkında birden bilgi vermek yerine merak uyandırmak. Filozofları paragraf paragraf anlattığı için devamını, ayrıntısını merak ediyorsunuz. Batı felsefesinin düşünürlerini kronolojik sırayla giriş kısımlarında tebbesüm ettiren görselleriyle beğenilerimize sunmuştur efendim.
Ufak bir eleştiri yapmak gerekirse eksiklik midir bilmiyorum da marcus aurelius, Friedrich Engels, Herakleitos ve Demokritos gibi filozoflarada ayrılmış yer olmalıydı diye düsünüyorum.
Yağmurlu geçen bu günlerimizde eminim en istekli olacağınız konu kitap okumak olacaktır. Bu noktada felsefenin kısa tarihi güzel bir zamanlama değil mi sizcede :)
Galu Bela'yı bilir misiniz?
Onu ilk uykulu gözlerimle gördüm. Otobüs terminalinde onu beklerken uykudan ağırlık çöken gözlerime hakim olamamıştım esasen birazda uyumak istemiştim. çünkü onu ilk defa görecek olmamın heyecanı sarmıştı içimi kalbim hiç böylesine hızlı çarpmamıştı hiç bu kadar gerilmemiştim. İşte bu yüzden birazda uyumak istemiştim .. Sonrası biraz garip garipliği gönül bağımla birleştirince ise biraz duygusal. Nasıl hissedilir bilirsiniz aslında tabi benim gibi hissedemezsiniz ama bilirsiniz. Kalbinizin hızlı atışına avuçlarınızın terlemesini salak salak gülüşleri bilirsiniz zannımca. İlk defa görecektim iki aydır konuştuğum sesini duyduğum fotoğraflarını ezberlediğim hatta aralarında en sevdiklerim diyebileceğim kadar ezberlediğim fotoğraflar kadar biliyordum onu. Tanımaktan değil dokunabilecek olmamdan kaynaklanıyordu heyecanım. Telefonda duyduğum sesini canlı duyabilecektim mesela. Bunlar mühim hislerdi. Tüm bu bekleyişim gözlerimi aralamamla son buldu.
Siz hiç bir insanı ilk gördüğünüzde onu tanıyormuş hissine kapıldınız mı? Ben kapıldım o müthiş hisse. İlk defa gördüğüm adama sarıldım ben. Güvenmiştim hissetmiştim onu sadece kan pompaladığı iddia edilen kalbimde. Kızmıştım aslında kendime kolay mıydı güvenmek birisine bu kadar güvenmek kendini bu kadar açmak içine almak kolay mıydı birisini.. sonra güldü tüm korkularımı gamzesinin çukuruna hapsedercesine güldü...
10 ay oldu yumuk göz hayatıma gireli. Her günü ayrı muazzam 10 ay... çok seviyorum gülüşüyle içimi ısıtan yumuk gözü. Bir adam bir kadını ancak bu kadar güzel sevebilir diyorum kendi kendime. Dünyanın en güzel annesi benim annem demek gibi bir şey bu, o kadar bana özel o kadar gönülden görmek. Dilerim sizinde anlatmaktan zevk aldığınız ismini telaffuz ederken bile yüzünüzü güldüren bir adama aşık olursunuz...
sevgiyle kalın :)
Bu yazımda paylaşacağım şarkı benim için önem arz eder. Şarkılar bizi hep olmak istediğimiz dünyamıza götürür ve ruhumuzu doyurur. Ben yumuk gözü bu şarkıda buldum. Bu şarkıyla onun yanında oldum bu şarkının sözlerinde buldum ikimizi pek kıymetlidir o yüzden benim için dinlerken bizi hatırlayın :)
www.youtube.com/watch?v=PsU9y2N2k3I
Siz hiç bir insanı ilk gördüğünüzde onu tanıyormuş hissine kapıldınız mı? Ben kapıldım o müthiş hisse. İlk defa gördüğüm adama sarıldım ben. Güvenmiştim hissetmiştim onu sadece kan pompaladığı iddia edilen kalbimde. Kızmıştım aslında kendime kolay mıydı güvenmek birisine bu kadar güvenmek kendini bu kadar açmak içine almak kolay mıydı birisini.. sonra güldü tüm korkularımı gamzesinin çukuruna hapsedercesine güldü...
10 ay oldu yumuk göz hayatıma gireli. Her günü ayrı muazzam 10 ay... çok seviyorum gülüşüyle içimi ısıtan yumuk gözü. Bir adam bir kadını ancak bu kadar güzel sevebilir diyorum kendi kendime. Dünyanın en güzel annesi benim annem demek gibi bir şey bu, o kadar bana özel o kadar gönülden görmek. Dilerim sizinde anlatmaktan zevk aldığınız ismini telaffuz ederken bile yüzünüzü güldüren bir adama aşık olursunuz...
sevgiyle kalın :)
Bu yazımda paylaşacağım şarkı benim için önem arz eder. Şarkılar bizi hep olmak istediğimiz dünyamıza götürür ve ruhumuzu doyurur. Ben yumuk gözü bu şarkıda buldum. Bu şarkıyla onun yanında oldum bu şarkının sözlerinde buldum ikimizi pek kıymetlidir o yüzden benim için dinlerken bizi hatırlayın :)
www.youtube.com/watch?v=PsU9y2N2k3I
1 Mart 2017 Çarşamba
SENİN TUVALİN NE KADAR EŞSİZ?
Küçüklüğümde ressamlara hayran büyüyen kıvırcık saçlı bir kızdım ben. Kıvırcık olmamdan kaynaklanmalı ki Trt ekranlarında ne yaptığını anlayamadığım ama izleyemeye doyamadığım kıvırcık saçlı ressamımız sağ olsun resmi, resim çizmeyi, en çokta hayal kurmayı onu izleyerek öğrendim diyebilirim sizlere. Şimdilerde ise hayal kurmak için daha güzel bir nedenim var aslında bir sebebim var. Yumuk Göz... Evet hayal kurmam için en bi güzel sebebim olur kendisi. Ki! kurduğum hayaller düşünerek çaba göstererek yaptığım şey değil esasen. Televizyona kitlenerek izlediğim kıvırcık saçlı ressamın yerindeyim artık. Zihnimde tuvalim ve karşımda Yumuk Göz'lüm.
Sizce bir tuval ne kadar hayat dolu olabilir?Bir adam kadınının tuvalini ne kadar renklendirebilir.Ben tuvalime tanımlanmamış renkler kullanıyorum, eşsiz hayaller çiziyorum. Tabiki bana bu yeteneğimi tanımama yardımcı olan yumuk göz sayesinde :).
Büyüyoruz ve büyürken hayal kuruyoruz. Her birimizin keşfetmediği bir özelliği ve çizmeye doyamadığı bir tuvali var aslında. Mühim olan onu keşfetmemize yardımı olacak olan ve özel yetenekleri olan bir çift göz!
Tuvalinizi renklendirecek eşsiz insanı bulmanız dileğiyle efendim sevgiyle kalın...
Dipnot: dinlemek isterseniz https://www.youtube.com/watch?v=rRQrqNNodv4
26 Şubat 2017 Pazar
merhaba!
Uzun bir aradan sonra tekrar yazmak...
Çok şey değişti, çok insan çıktı hayatımdan kimisi pişmanlıklarım kimisi yanlışlarım olarak kimisi güvensizliklerim olarak.
Ha! birde... Yumuk Göz var. ben onu güneş sistemim olarak tanımlayayım siz de öyle tanıyın. Sil baştan hayatımın en güzel köşesine ev sahipliği yapan yumuk göz. Yaralarıma merhem gülücüklerime neden öylesine güzel bir adam girdi ki hayatıma iyikim oldu, şükrüm oldu, birde 'türkü'm oldu. Onca pişmanlıklarım, yanlışlarImın arasındaki tek doğrum oldu. Ve artık en iyi doğrum.
daha çok anlatacağım onu size anlatmalara doymayacağım...
dipnotbeklerken dinlemeniz için bırakıyorum
https://www.youtube.com/watch?v=PsU9y2N2k3I
Çok şey değişti, çok insan çıktı hayatımdan kimisi pişmanlıklarım kimisi yanlışlarım olarak kimisi güvensizliklerim olarak.
Ha! birde... Yumuk Göz var. ben onu güneş sistemim olarak tanımlayayım siz de öyle tanıyın. Sil baştan hayatımın en güzel köşesine ev sahipliği yapan yumuk göz. Yaralarıma merhem gülücüklerime neden öylesine güzel bir adam girdi ki hayatıma iyikim oldu, şükrüm oldu, birde 'türkü'm oldu. Onca pişmanlıklarım, yanlışlarImın arasındaki tek doğrum oldu. Ve artık en iyi doğrum.
daha çok anlatacağım onu size anlatmalara doymayacağım...
dipnotbeklerken dinlemeniz için bırakıyorum
https://www.youtube.com/watch?v=PsU9y2N2k3I
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
